Dine dayalı siyasal eylemlerin şiddete dönük sonuçlar yaratmasının temel nedeni

Şiddet olaylarının altında genel olarak dogmatizm yatmaktadır. Kendi düşüncelerinin “Tanrısal doğrular” kadar kesin olduğuna inanmak, bunları bir “iman gibi” savunmak ve icabında bunlar için “ölmeye” hazır olmak, bu dogmatizmin sonuçlarıdır.
Pek doğal olarak “ölmeye hazır olmak”, hemen beraberinde “öldürmeye hazır olmak” eylemini de getirmektedir.
Nitekim, “siyasal İslam”ı da kapsayan “dine dayalı siyasal eylemlerin”, Cezayir, İran ve Afganistan örneklerinde görüldüğü gibi genellikle şiddete dönük sonuçlar doğurmasının temel nedeni “inanca dayalı dogmatik davranış” biçimidir.

21. Yüzyılda Türkiye
2000’li Yıllarda Türkiye’nin Toplumsal Yapısı
Emre Kongar

Atatürkçülük ve İslam

Atatürkçülük (ya da Kemalizm), dine karşı bir öğreti olarak damgalanmıştır. Oysa ki Atatürkçülüğün, İslam dini ile, siyasal gücünü elinden almaktan başka bir ilişkisi yoktur. Bu yaklaşım çağdaş bir kişiye çok olağan gelse de, o günkü koşullar altında, İslam dinine yapılan en büyük saldırılardan biri niteliğini taşıyordu. ünkü, İslam dini, siyasal iktidarı da düzenleyen bir kurallar bütünü olarak doğmuştu. Ayrıca tüm Osmanlı İmparatorluğu ve onun geleneksel düzeni, İslam dininin kurallarından çok etkilenmişti. İşte bu yaklaşımdan dolayı, Atatürkçülük, toplum içindeki yerini ve gücünü yitiren din adamlarının gözünde dinsiz bir öğreti niteliği kazandı.

21. Yüzyılda Türkiye
2000’li Yıllarda Türkiye’nin Toplumsal Yapısı
Emre Kongar

Devlet şiddeti

Şiddetlerin en korkuncu devlet şiddetidir. İnsan küçük grup ya da kişi şiddetine karşı devlete sığınabilir. Fakat devlet şiddeti karşısında sığınabilecek bir yer yoktur. Çünkü, hukuk düzeni bile devlet tarafından etkilenir.

21. Yüzyılda Türkiye
2000’li Yıllarda Türkiye’nin Toplumsal Yapısı
Emre Kongar